KÜTÜPHANE Mİ, YEMEKHANE Mİ?

Mart ayının ortalarında Uğur Böcekleri olarak haberleştiğimiz mesaj grubuna Hanife (Göker) bir mesaj gönderdi. “Arkadaşlar, 23 Nisan’da bir okula kütüphane kurmaya ne dersiniz?” Önce bir süre sessizlik… Ve sonra yavaş yavaş mesajlar gelmeye başladı: “Güzel fikir”,“Hadi yapalım”,“Çok güzel olur”, “Çocuklar çok sevinecek”, “Peki ama nasıl yapacağız?”
Birçok kişi Hanife’nin fikrine destek vermek istiyordu ancak son sorunun cevabını bilmiyorduk. Nasıl yapacaktık? İlk iş olarak proje ekibinin belirlenmesi gerekiyordu, destekçi olmak isteyenler mesajlar gönderiyordu.

Kitap projemizin kadrosu belli olmuştu. Hanife, Hamide, Selma, Cengiz, Akif ve ben (Kemal) kütüphane kurulumuyla ilgili kolları sıvamaya karar verdik. İlk iş olarak yapacaklarımızı planlamak için yüz yüze görüşmeye karar verdik. İstanbul’daki Uğur Böcekleri olarak toplu buluşmaya bahane arıyorduk zaten, bu seferki bahanemiz kütüphane oldu. Buluşmada proje için planlama da yaptık. İlk iş olarak kütüphane kuracağımız okulu belirlememiz gerekiyordu. Ancak bu beklediğimiz kadar kolay olmadı. İstanbul’da Tuzla tarafında bir okul bulundu. Müdür bey kütüphane olabilecek bir odalarının olduğunu ve odada kitaplıkların bile olduğunu söyledi. Bizim yapmamız gereken sadece kitapları toplamak ve kütüphaneyi oluşturmak olacaktı. Müdür bey, projenin bir dernek tarafından yapıldığını duyunca çark etti. O odayı seneye sınıf yapacağını, istersek başka bir odaya kütüphane kurabileceğimizi ancak o odada da kitaplıklarının olmadığını söyledi. Kendimiz kitaplık getirirsek ve odanın içine armut koltuklardan getirirsek kütüphane kurabileceğimizi söyledi. Müdür beyin bu samimi(!) isteklerini duyunca o okulu hemen iptal ettik. Okulu iptal etmek önemli değildi de bütün ekip olarak üzüldüğümüz tek şey, böyle bir zihniyetin çocuk yetiştiriyor olmasıydı. Bu durum bizi gerçekten çok üzmüştü.
Birkaç gün içinde başka bir okul bulundu. Okul kütüphane odasını ve kitaplığı temin edecek, biz de kitapları toplayıp 23 Nisan günü okula gidip kütüphaneyi kuracaktık. Okulumuz da belli olunca herkes dört biz yandan kütüphane projesini sosyal medyada ve kendi çevresinde duyurmaya başladı. Proje için oluşturduğumuz mesajlaşma grubuna her gün mesajlar geliyordu.
İlk başlarda kütüphaneyi kurma konusunda endişeler yaşasak da bu mesajlar geldikçe umutlanmaya başladık. Hesaplarımıza göre 1000’in üzerinde kitap toplamıştık. Bu bize mutluluğun yanı sıra gurur da vermişti.

Ve gün geldi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda önce okuldaki törene katılacak, sonrasında öğrencilerle birlikte kütüphaneyi açacaktık. Sabah 9’da okulda olmamız gerekirken, geç kalmayalım düşüncesiyle erkenden yola çıktık ve saat 7:40’da okuldaydık. Okuldaki görevli abimizin bunların bu saatte okulda ne işi var tarzı bakışları arasında okula girdik. Neyse ki okulda birkaç öğretmen vardı ve bizi öğretmenler odasında misafir ettiler. Bir süre bekledikten ve çocukların provalarını izledikten sonra Behiye öğretmenin de okula gelmesiyle kütüphanenin kapısı açıldı ve içeri girebildik. Gördüğümüz manzara bizi çok şaşırtmadı ancak üzdü. Çünkü kütüphanede(!) sadece 20-30 yıllık ansiklopediler ve yemek masaları vardı. Bu odada çocukların ilgi duyduğu kitaplar olmadığı için kütüphane öğretmen yemekhanesi olarak kullanılıyordu. Zaten kapısı da sürekli kilitliydi. Yani öğrenciler ansiklopedi bile okumak istese içeri giremiyorlardı. İçerde epey işimiz vardı.

Hemen çalışmaya koyulduk. Nergis’in de bize katılmasıyla 6 kişi olduk ve iş paylaşımı yaptık. Bazılarımız raflardaki ansiklopedileri uygun bir yere taşırken, bir kısmımız da boşalan kitaplıkların tozunu alıyordu. Ben de koli ve poşetleri açıyor, kitapları konularına göre ayırıyordum. Ansiklopedileri raflardan kaldırma işi bitince boşa çıkan arkadaşlar temiz raflara yeni kitapları dizmeye başladılar. Koliler açıldıkça çok mutlu oluyorduk, çünkü içlerinden çok güzel kitaplar çıkıyordu. Çocuklar bu kitapları görünce çok sevineceklerdi. 2,5 saat süren yoğun bir çalışmadan sonra kütüphane çok güzel bir hale gelmişti. Eski halinden eser bile kalmamıştı. Sıra kitaplarla öğrencileri buluşturmaya geldi. Behiye öğretmen kendi sınıfındaki öğrencileri velileriyle birlikte kütüphaneye getirdi. TEMA Tuzla temsilcisi ve Uğur Böceği adayı Nergis, çocuklara TEMA önlüğü giydirdi. Çok mutlu görünüyorlardı. Birinci sınıftalardı ama hepsi de okumayı öğrenmişlerdi. Hatta bazıları kütüphaneden kitap alarak okumaya başlamıştı bile. Oradan ayrılana kadar kitaptan kafasını kaldırmayan çocuklar vardı. Umarız ki çocukların bu mutluluğunu öğretmenleri de görmüştür ve o oda artık yemekhane olarak değil, kapıda yazdığı gibi kütüphane olarak kullanılır.
Yaptığımız işi bir karşılık beklemeden yapmıştık ancak karşılığını işimiz bitmeden almıştık. Ahmet Şerif İzgören hocamız isimlerimizin geçtiği bir video hazırlamış ve bayram mesajını bu videoda vermişti. Bu bayram hediyesi hepimiz için çok değerliydi. Buna jeste karşılık vermemek olmazdı; biz de kendisine bir video ile karşılık verdik.
Uğur Böceği olmak çok farklı bir duygudur. İnsan olduğumuzu, çevremizde manevi duygulardan yoksun, sadece maddiyata önem veren insanlara karşı iyiliğin, karşılık beklemeden yapılan iyiliğin nasıl güzel bir şey olduğunu göstermektir. İyilik yapmanın sadece maddi destek vermekten ibaret olmadığını emek vermeyi de gerektirdiğini bilmektir. Bizler Uğur Böcekleri olarak maddi hiçbir destek almadan ve vermeden çevremizdeki tanıdığımız-tanımadığımız insanlara iyilik yapıyoruz. Aslında kendimize iyilik yapıyoruz. Çünkü gerek kütüphane kurduğumuz öğrencilerin gerekse seminer verdiğimiz öğrencilerin gözlerindeki gülümsemeyi görmenin değeri paha biçilemez. Bize bu imkânı tanıyan bütün hocalarımıza ve arkadaşlarımıza teşekkür ederim.

Sevgilerimle…

Kemal Güner
Uğur Böceği
kemal@sadecozum.com

One thought on “KÜTÜPHANE Mİ, YEMEKHANE Mİ?

  1. Okurken bir daha yaşadım 23 Nisanı Kemal hocam, yüreğinize sağlık.
    Behiye öğretmenim, Emre, Hanife, Hamide, Nergis çok güzel bir bayram geçirdim sizinle 🎈kitaplarını paylaşan herkese çok teşekkür ederim 😊

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir